Otizm Nedir?

Eğitim • 2 ay önce

Otizm, farklı nedenlere bağlı olarak çocuklukta ilk yıllarda iletişim ve sosyal yeteneklerin zayıflığı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. İleriye dönük olarak da çocuğun tekrarlayıcı hareketler yapması da otizmin bir şartıdır.

Otistik bireyler sosyal ilişki ve davranışlarda düzenleme ve akranlarıyla ilişki kurmada zorluk çekmekte, streotip davranışları ve dil becerilerinde kusurları bulunmaktadır. Bunun yanında otizmli bireylerin ayrıca motor işlev konusunda da ileriye gidemedikleri çoğu araştırmanın alanına girmektedir. Bu durum herkes için aynı olmamakta, genel olarak da denge gibi durumlarda güçsüzlüğü göstermektedir. Bu yetersizlikler; azalmış denge, koordinasyon eksikliği, parmak hareketlerinde kuvvetsizlik ve ayakucunda yürüme olduğu bilinmektedir. Otizmli bireylerin bahsedilen bu kusurları yaşam boyu devam etmekte ve yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Yapılan araştırmalara göre, otistik kişilerde içe kapanıklık en belirgin özelliktir. Öte yandan da aşırı tepki verme, benzer hareketi tekrarlama, tek tip tutum, soyut şeyleri geç algılama, zamanın ne olduğunu hesaplayamama, göz teması kuramama gibi durumlar otistik bireylerin diğer özellikleridir.

Otizm, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşamı boyunca süren, sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişmede gecikme ve sapmayla belirli, nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Nadir görülmesine karşın, bireyin ve ailesinin yaşamını etkilemektedir.

Otizimli bireyler başkalarıyla iletişimde bulunmayı engelleyen, kendi iç dünyası ile baş başa kalmayı tercih eden bireylerdir. Otizm, çoğu kaynaklarda genellikle 3 yaşından önce ortaya çıkmakta ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilediği görülmüştür.

Otizm, kişinin dış dünyanın gerçeklerinden uzaklaşıp kendine özgü iç dünyasında yaşıyor olması durumudur. Bu yüzden bazen çocukluk şizofrenisiyle karıştırılabilir. Otistik bozukluk anne ve babanın çocuğu yetiştirme biçimi veya kişilik özellikleriyle ilişkisi yoktur. Fakat kalıtımsal faktörler de önemlidir.

Otizm Nedir

Bazı tanımlarda Otizm; beyin işlevlerinde biyolojik ya da organik defektin bulunduğu bir yaygın gelişimsel bozukluktur diye yer almaktadır. Yaptığımız araştırmalarda erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha çok olduğu doğrultusunda görülmüştür.

Yapılan incelemelerde Birçok vaka büyük olasılıkla genetik bağlantılıdır. Duyusal uyaranlara alışık olunmayan yanıtlarla ilişkilidir. Yani çoğu vakada yaşam boyu destek gerekmektedir diyebiliriz.

Otizm için kesin bir tanı yada ölçüt vardır demek oldukça zordur ancak erken tanımıyla tespit edilebildiği durumlar da az değildir. Bireyin gelişiminin izlenmesi bu anlamda önemlidir. Öte yandan anne-çocuk sağlık hizmetlerinin gerektiği gibi uygulanması ve çocuğun ruh sağlığının iyi gözlemlenmesi de ayrıca önemlidir. Belli bir yaş aralığına gelen çocuk, bazı hareketler göstermekte ve bu yönde teşhisler konulabilmektedir. Yine belli aralıklarla yapılan incelemeler neticesinde de otizmin
belirtileri tespit edilmektedir. Bunun yanında bu durum sadece otizm ile alakalı değil aynı zamanda hiperaktive bozukluk gibi durumlar içinde geçerlidir. Bireyin düzgün konuşamaması , zeka zayıflığı ve özel eğitim gerektiren durumların ortaya çıkması
da önemlidir.

Otizm, genel olarak süt döneminden itibaren belirlemeye başlar, sendrom ise 3 yaşından sonra net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Belirtiler, bireyin gelişim dönemi  boyunca devam eder ve ömür boyu engelleyici bir durum şeklinde karşımıza
çıkmaktadır.

Otizmin Nedenleri

Otizm, tanımlanmasından (1700’lü yıllar) günümüze kadar birçok teori ile açıklanmaya çalışılmıştır. Bu teorileri, ailesel faktörler ve psikodinamik teori, davranışsal teori, genetik faktörler ve organik‐nörolojik‐biyokimyasal nedenler adıyla gruplamak mümkündür. Otizmi tek bir nedene bağlamak çoğu zaman mümkün değildir. Otizmin seyrinin kişiden kişiye farklılıklar göstermesi, birden fazla faktörün birbiriyle etkileşimine bağlı olarak ortaya çıktığının bir göstergesi olabilir

  • Ailesel faktörler ve psikodinamik teori: Otizmin anne ve çocuk arasındaki çatışmalar ya da çocuğun kendi içinde yaşadığı aşırı var oluşsal kaygı nedeniyle ortaya çıktığını ve bu çatışmaların çözülmesiyle otizmin iyileşebileceğini savunmaktadır.
  • Davranışsal teori: Otizmin ödül ve ceza sistemleriyle pekiştirilen ve bir seri tesadüfî olasılıklarla şekillendirilen öğrenilmiş davranış grupları olduğunu savunmaktadır.
  • Genetik faktörler: Genetik temelleri olduğu görüşü ağırlık kazanmakta ve yapılan bilimsel araştırmalar bu konu üzerinde yoğunlaşmaktadır.
  • Organik‐nörolojik‐biyokimyasal nedenler: Beyin yapısındaki ya da işlevlerindeki anormalliklerden kaynaklandığı görüşü kabul edilmektedir.

Otizmli Çocukların Özellikleri

Dil ve İletişim Becerileri Özellikleri

Bütün otistik çocuklar dil ve iletişim alanında bir takım zorluklar yaşarlar. Bazı otistik çocuklar sözel olmayan iletişimde zorluk yaşarken, bazı çocuklar ise sözel iletişimde zorluk yaşarlar. Otistik çocuklar, çevrelerindeki insanların ilgisini çekmek ve isteklerini onlara iletmek için, göz hareketleri ve basit vücut hareketlerini kullanmakta bazı yetersizliklere sahiptirler.

Bilişsel Gelişim Özellikleri

Otistik çocuklar, bilişsel beceriler içinde yer alan, bilgileri kodlama ve sınıflandırmada güçlükler yaşamaktadırlar. Bunun nedeni, kavramları zihinlerde belirli formatlarda oluşturmaları ve bu formatların dışına çıkarmakta zorlanmalarıdır. Otistik çocuklar, birçok alanda sınırlı becerileri olmasına karşın, bazı alanlarda özel becerilere sahip olabilmektedirler. Yap‐bozları tamamlamak, şekilleri eşlemek gibi görsel beceriler, çoğu zaman dil becerilerinin kullanımını gerektiren becerilerden daha iyidir.

Davranış Özellikleri

Otistik çocuklar, erken yaşta değişime direnç davranışları gösterebilirler. Bir ya da birkaç sıra dışı konu ile aşırı ilgilenme gibi ilgi takıntıları ve günlük yaşamda belirli işlemleri sıra ile yapmak, düzenin bozulmasına tepki gösterme gibi düzen takıntıları da gösterebilirler. Otistik çocukların, özel korkular, tehlikelerin farkında olamama, nedensiz gülme veya ağlama davranışları, değişikliklere tepki göstermek gibi duyusal tepkileri vardır. Öfke nöbetleri, çevresine veya kendisine zarar veren davranışlar, tekrarlayan vücut hareketleri ile kendini gösteren problem davranışları ve davranış özellikleri vardır. Otistik çocuklar görsel, işitsel ya da dokunmaya ilişkin duyusal uyarılara sıklıkla olağan dışı ya da tutarsız tepki verebilirler. Bir taraftan tercih ettikleri uyaranlara çok abartılı tepki verirken, diğer taraftan çevrede önemli olan bazı uyarıları fark etmiyormuş gibi davranabilirler. Bazı nesnelere dokunmaktan çok hoşlanabilirler ve nesneleri ellerinden bırakmak istemeyebilirler. Işık ve ses gibi bazı uyaranlar da bu bireyleri çok rahatsız edebilir. Bu uyaranlardan kurtulmak amacıyla kendilerini tam olarak ifade edemedikleri için gözlerini, kulaklarını kapatabilirler ya da öfke nöbetleri sergileyebilirler.

Sosyal Gelişim Özellikleri

Bireylere ilk otizm tanısı konduğu zaman, bu çocukların en temel özelliklerinin, sosyal etkileşim kurmakta yetersiz oldukları gözlenmiştir. Otizmde gözlenen özellikler sözel olmayan iletişim becerilerini kapsayan sosyal yetersizlikler; sosyal etkileşim için gerekli olan göz kontağının az olması, iletişimde yüz ifadeleri ile jest ve mimikleri kullanamama, taklit becerilerinde sınırlılıklar ve oyun becerilerindeki yetersizlikler olarak sıralanmıştır.

Zihinsel Gelişim Özellikleri

Otistik çocukların yaklaşık %80‘inde zekâ geriliği vardır. Bunun yanında otistik çocuklarda üstün bir ezberleme becerisi de görülebilir. Otistik çocuklarda genelleme, soyut düşünme, hatırlama ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Otistik bireylerde sıkça görülen tipik bir özellik de çocuğun ilgisini çeken etkinliklerde dikkat süresinin uzun olmasıdır.

Motor Gelişim Özellikleri

Fiziksel olarak normal gelişim gösterseler de tüm çocukların hareket etme biçimleri az gelişmiştir. Yürürken kollarını uygun biçimde sallamayabilir ve başlarıyla omuzlarını öne eğebilirler. Kollarını yanlara açarak hantalca koşabilirler. Ayak değiştirme yaşına geldikleri halde, merdiven inip çıkarken her bir basamakta durabilirler.

Duyusal Özellikler Duyusal uyaranlara farklı tepkiler verebilirler. Yüksek ağrı eşiğinin bulunması, ses ve dokunmaya karşı aşırı duyarlılık, renklere ve ışığa karşı tepki gösterme gibi duyusal boyutta özellikler sergileyebilirler. Otistik bireylerin duyusal bilgiyi kaydettikleri, ancak bilgiyi işlemleme sürecinde sorun yaşadıkları belirtilmektedir. Otistik bireylerin duyusal özelliklerinde bu nedenle güçlükler yaşayabilmektedirler. Otistik bireylerin görsel uyaranları, işitsel uyaranlardan daha güçlü algılamaktadırlar. Otistik bireylerde izlenen görme ile ilgili problemler göz kontağının olmaması ya da zayıf olması göz kırpma ve ışıktan rahatsız olma şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Yeni bir nesneyi tanımada genellikle koklama ve dokunma duyularını kullandıkları görülmektedir.

💬 Yorumlar
Yorumları Göster