Örgütsel Adalet Kavramı

Örgüt Bilimi • 2 ay önce

Bu konudaki yazın alanında en temel olarak Adams’ın “Eşitlik Teorisi” kaynaklı organizasyonel adalet kavramı üstüne iş görenlerin organizasyona bağlılığını ve değer yargılarında örgütteki adaleti araştıran çalışmalar bulunmaktadır. Adams, teorisini örgüt elemanlarının işteki yetenek ve özellikleriyle organizasyona kattıklarını düşündükleri faydaya karşılık gelmek üzere ellerine geçen kazanımları başka organizasyondaki örgüt elemanlarının kazanımları ile kıyaslamaları düşüncesine dayamaktadır.

İşgören bu kıyaslamalar sonucunda işletmesi, yöneticileri ve işiyle ilgili tutumlar geliştirir. Bu tutumların temelinde, bireyin örgütündeki uygulamalarla ilgili olarak yapılandırdığı adalet algılamaları vardır. Bu bağlamda örgütsel adaleti, işgörenlerin örgüt tarafından yapılan muamelelerin doğruluğu ile ilgili algıları olarak tanımlamak mümkündür. Seçkin, kıyaslamalarda örgüt, yönetim kadrosu ve yapılan iş ile ilgili davranışlar belirler.

Çalışan organizasyonuna emek vermekte, zaman harcamaktadır. Bunun karşılığı olarak da organizasyonundan para, makam, mevki vb. kazanmaktadır. Kazanımlarını ve verdiklerini başka çalışanlar ile kıyaslamakta ve sonuçta organizasyonun adalet algısını kafasında belirlemektedir. Şayet çalışan organizasyonunun adil olmadığına kanaat getirirse yani organizasyona verdiklerine karşılık kazanımlarının az olduğuna emin olursa organizasyonuna ya da organizasyonun amaçlarına zarar verecektir.

Örgütsel adalet, “doğruluğun iş yerindeki rolü ya da haklılığın korunmasında otoritenin işlevi” şeklinde ifade edilebilir. Bununla birlikte organizasyondaki “ücretlerin, ödüllerin, cezaların ve terfilerin nasıl yapıldığı, bu tür kararların nasıl alındığı veya alınan bu kararların çalışanlara nasıl söylendiğinin, çalışanlarca algılanma biçimi” örgütsel adalet terimiyle ifade edilmektedir.

Örgütsel adalet çalışanların örgütün hedeflerine ulaşmak için sarf ettikleri çabanın karşılığında örgütten beklentileridir. Örgütsel adaletin iş doyumu ve örgütsel bağlılığı ile olan ilişkisi nedeniyle çalışanların örgütsel adalet algılarını anlamak örgütler için son derece önemlidir. Bir örgütte adalet olduğunda, işgörenler yöneticilerin davranışını adil, ahlaki ve rasyonel olarak değerlendirirler. Organizasyondaki öfkeli tutumların sebeplerinden biri iş görenlerin örgütteki adalet algısından ileri gelmektedir. Şahıslarına adil davranılmadığını fark eden iş görenler adaleti sağlamak için hasımca ve saldırı içerikli tutumlar göstermektedirler. Saldırı biçimindeki tutumlar organizasyon ile çalışanlar arası ilişkileri zedelemektedir

Çalışanlar, kendi örgütlerinde kendileri ile başkalarını karşılaştırır. Kuralların herkese eşit uygulanmasını, eşit işe eşit ücret ödenmesini, izinlerde eşit haklara sahip olmayı, bir takım sosyal imkanlardan kendisinin de diğerleriyle eşit şekilde yararlanmasını bekler. Ancak, adalet algılamasının odak noktası sadece çıktılar ve bu çıktıların karşılaştırılması değildir. Örgütteki kurallar, bu kuralların uygulanış biçimi ve bireyler arasındaki etkileşim de adalet algılamasının odağında bulunmaktadır. Organizasyondaki kural ve kaideler ile bunların hayata geçiriliş şeklinin de önemlidir.

Örgütsel adalet ekonomik değerlerin paylaşımında adil olmanın yanı sıra, yönetimin izlediği strateji ve politikaların da adil olmasıdır. Örgütsel adalet, bireyler arasında herhangi bir ayrım gözetmeden ilişkilerin geliştirilmesine, çalışanların kişiliğine, onuruna, kültürel değerlerine saygılı davranmayı öngörmektedir. Örgütsel adaletin çalışma ortamına göre ele alınması ve araştırmaların bu bağlamda yapılmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Yapılan araştırmalarda, çalışma ortamındaki davranışların adaletin sağlanmasında önemli olduğu saptanmıştır. Bu nedenle örgütsel adalet sadece hakkaniyet kavramıyla değil, örgüt içi tutum ve 54 davranışların, amaç ve değerlerin, stratejilerin ve politikaların objektif uygulanmasıyla da yakından ilgilidir. Bu bağlamda maddi unsurların yanı sıra soyut değerlerin de örgütsel adalet kavramı içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Örgütsel adaletin çalışanların doyumu ve örgütün etkili bir biçimde işlevlerini yerine getirmek için bir gereklilik olduğu ve adaletsizliğin örgütsel bir sorun olarak ele alınması gerektiği sosyal bilimciler tarafından kabul edilmektedir. Çoğunlukla konu ile alakalı çalışmalarda örgütlerinden adil muameleler görmüş olan çalışanların örgütlerine olumlu katkılar sağlayacağı fikrine dayanmıştır. İnsanlar çevrelerinde olup bitenlerin ne kadar adil olup olmadığını değerlendirmekte ve adaletsiz durumlara tepki vermektedirler. İnsanların bu değerlendirmeyi yoğun olarak yaptıkları yerlerden biri de zamanlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri iş yerleridir. Dolayısıyla iş yerinde oluşacak herhangi bir adaletsiz duruma tepki gösterecek, tutumlarını ve davranışlarını bu doğrultuda yönlendireceklerdir.

Bir işletmede maliyet ve yararların eşit olarak dağıtıldığı, kuralların tarafsız şekilde uygulandığı, eşitsizlik ve ayrımcılık yüzünden zarar görenlerin zararlarının karşılandığı bir örgütte çalışanların adalet algısının yüksek olduğu söylenebilir.

Çalışanların sürekli göz önünde olan yöneticiler örgütteki adaletin en belirgin dağıtıcılarıdır. Bunun nedeni yöneticilerin karar aşamasında olmaları, organizasyondaki işleri yönlendirmeleri, planlar yapmaları, işleyişin koordinasyonunu yapan kişiler olmalarıdır.

Kaynak:

💬 Yorumlar
Yorumları Göster