Öğretmenlik Mesleği

Eğitim • 7 ay önce

Bir sosyal sistem olarak okul eğitimde stratejik bir öneme sahiptir. Öğretmenler okul sisteminin en önemli insan kaynağı olarak görev yapmaktadır. Öğretmenlik mesleği toplumun temel değerlerini oluşturan en önemli meslek gruplarının başında yer almaktadır. Öğretmenlik, diğer mesleklerden farklı olarak toplumsal gelişmenin ve ekonomik kalkınmanın temeli sayılan diğer bireylerin eğitim ile uğraşan ve bu uğraşı yapabilmek için yasal olarak belli bir eğitim süreci sonunda başarılı olup uzmanlık bilgisine sahip profesyonel bir uğraşı alanıdır (Çelikten, Şanal ve Yeni, 2005: 209).

Öğretmenlik diğer meslek dalları düşünüldüğünde oldukça yeni bir meslek dalıdır. Tarihsel kökenleri düşünüldüğünde 17.yüzyılda Batı Avrupa’da meslek dalı olarak kabul edilen öğretmenlik mesleğinin eğitimin zorunlu olması ile ortaya çıktığı söylenebilir. Diğer yandan 19.yüzyıl ile ulus devletin ortaya çıkışı ve devletin vatandaşların eğitimlerinden sorumlu olması ulusal bir sistem içinde eğitim hizmetlerinin ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle öğretmenlik mesleği kökenleri çok eski olmasına karşılık toplumun geneline yayılan hizmetlerde çalışan öğretmenlerin ortaya çıkması için 19. yüzyılı beklemek gerekmiştir. Bu yüzyıldan itibaren öğretmenlerin yetiştirilmesi ve sistematik çalışmalar ile eğitim sistemine kazandırılması uygulamaları da başlamıştır (Yüksel, 2010: 31-32). Eğitim sistemi öğrenci, öğretmen, eğitim yöneticisi, veli, fiziksel olanaklar ve eğitim programları ile birlikte açık bir sistemdir. Bu sistemin temel hizmet yürütücüsü olarak öğretmenler, eğitimde istenilen sonuçların alınması ve eğitim sisteminin amaçlarını gerçekleştiren bir meslek dalına sahiptir (Öztürk, 2002: 62). Eğitim sisteminin en önemli kaynağı olarak öğretmenler, öğrencilerin yetiştirilmesinde birinci öneme sahiptir. Dolayısıyla öğretmenlerin verimliliği ve başarısı bir anlamda eğitim sisteminin de başarısı anlamına gelmektedir. Öğretmenlik meslek grubunda görev yapan bireylerin ise başarılı olmaları sadece kendilerine bağlı değildir. Bir bütün olarak düşünüldüğünde alınan stratejik eğitim politikaları, fiziksel olanaklar, eğitim yönetimi ve denetimindeki programın etkinliği ve paydaş katılımı öğretmenlerin mesleki olarak görev yapmasına yardımcı olan unsurlardır (EARGED, 2009).

Öğretmenlik yasa ve yönetmeliklere uygun olarak belli kurallar içinde tanımlanmıştır. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43. Maddesine göre  öğretmenlik mesleği, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği olarak ifade edilmiştir. Öğretmenler, bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifade etmekle yükümlüdürler” biçiminde özetlenmiştir (Milli Eğitim Temel Kanunu, 1979: Md.43). Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’da öğretmen, genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon eğitimi alarak yetişmiş ve adaylık döneminden sonra her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında eğitim-öğretim ve bununla ilgili yönetim hizmetlerini yürütenler olarak tanımlanmaktadır (MEB, 2006: Md.4).

Eğitim sistemi içinde öğretmenlik yasal olarak yeterli eğitimi almış ve yönetmeliklerde belirlenen sınavlarda başarılı olmuş bireyler tarafından yapılmaktadır. Öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği yetkinliği kazananların lisans düzeyinde eğitim fakültelerinden mezun olmaları ve diplomalarını almaları gerekmektedir (Uçan, 2001: 100). Dolayısıyla öğretmenlik, bireylerin gelir kazanmak için lisans düzeyinde aldığı eğitim sonucunda kazandığı haklar ile eğitim-öğretim faaliyetini sürdürmesidir. Çağdaş eğitim sistemlerinde lisans tamamlama ve sertifikasyonun zorunlu olması öğretmenliğin temel esaslarını belirlemektedir (Akbaşlı, 2009: 277). Bilgi ekonomisine geçiş ile birlikte öğretmenlik mesleğinde önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. Geleneksel ve hiyerarşik bir yapı içinde mesleklerini ifa eden öğretmenlerin mesleki olarak yeniden yapılanması ve çağdaş eğitim anlayışına uygun olarak şartlarının iyileştirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır (Alkan, 2000: 191).

Eğitim sisteminin her toplum ve ülke açısından farklı özellikler taşıması nedeniyle meslek üyelerinin işin belirli boyutları ile ilgili bağımsız karar vermesi, ekonomik durumunun ve prestijin yüksek olması, gibi birtakım ölçütleri tam olarak karşılamadığı için, “hukuk” ve “tıp” gibi alanların dışında “yarı meslek” ya da “yeni gelişen bir meslek” olarak gösterilebilir (Öztürk, 2002: 18). Günümüzde mesleki olarak öğretmenliğe yönelik düzenlemelerin yeterli olduğunu söylemek oldukça zordur (Gündüz, 2004:43). Çağdaş eğitim anlayışına göre öğrenmenin yaşam boyu devam eden bir süreç olması, öğretmenliğin vazgeçilmez bir meslek olmasını sağlamıştır. Toplumsal gelişmenin ve ekonomik kalkınmanın ana unsuru iyi bir eğitim sistemi ve nitelikli öğretmenlere bağlıdır (Alparslan, 2010: 225).

Kaynak: Öğretmenlerin Mesleki İmajlarının İş Doyumlarına Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, 2019: Hüseyin Onur Cansız

💬 Yorumlar
Yorumları Göster