Liderlik Türleri: Etik Liderlik

Sosyal bir varlık olarak insan, birlikte yaşamanın getirdiği faydalar sebebi ile tarih boyunca topluluk halinde yaşama eğilimi sergilemektedir. Yönetimin bir bilim olarak ele alındığı klasik yönetim anlayışından günümüz modern toplumuna kadar süregelen zaman zarfında pek çok düşünür ve araştırmacı liderin izleyiciler, gruplar ve örgütün bütünü üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Liderlik olgusunun tarihsel gelişimi incelendiğinde koşul, durum ve kültürel bağlamda farklı liderlik yaklaşımlarının ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bunun sebebi, toplumların sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olmalarından kaynaklanmaktadır (Hodgetts, Luthans, 2003). Geçerli olan liderlik yaklaşımları da yaşanılan bu değişimler ışığında gelişerek yeni liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

1980’li yıllarda başlayan finansal ve siyasi serbestleşme süreci, 1990’lı yıllara gelindiğinde bilgi ve teknoloji alanlarındaki gelişmeler ile birleşerek küreselleşme olgusunu ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte yaygınlaşan sermaye hareketleri, iletişim ve bilgi teknolojilerindeki gelişimlere bağlı olarak ulusal sermaye hareketlerinin hacmini arttırmış; dünyadaki tüm finansal aktörleri birbirlerine bağımlı hale getirmiştir. Sermaye hareketlerinin bütünleşmesi ile yönetsel kararlarda etik dışı sapmalar, etkileri küresel çapta hissedilen krizlere yol açmıştır. Yeni küresel düzende, işletmelerde verilen kararların sonuçları artık sadece hissedarları değil tüm paydaşları etkilemektedir (Turan, 2011). Bu bağlamda şirket yönetimi tüm paydaşlarına karşı şeffaf, hesap verilebilir, sorumlu ve adil olma zorunluluğu ile karşı karşıya kalmıştır. Yönetim ve sahipliğin birbirinden ayrılması; şirket hisselerinin yaygınlaşması ile birlikte pay sahiplerinin yönetim üzerindeki denetiminin zayıflaması yönetim ile pay sahipliği  arasındaki ilişkiye yeni bir boyut kazandırmıştır (Menteş, 2008). Bu güncel gelişmeler ışığında modern liderlik yaklaşımlarının bakış açısı değişim göstermiştir.

Çokuluslu işletmelerin farklı kuşak ve kültürleri bir arada bulundurması ile bu farklılıkların yönetiminin ön plana çıkması; insanın işletmenin en önemli stratejik kaynağı haline dönüşmesi, liderlik yaklaşımlarında evrensel ilke ve değerlerin merkezileşmesini zorunlu kılmaktadır. Bu noktada etik değerlerin diğer güncel liderlik yaklaşımlarında normatif yönü ile ele alınması; liderliğin önemli bir bileşeni olan etkileşimci özelliğinin göz ardı edilmesi etik liderliğin gelişimine zemin hazırlamıştır. Böylelikle etik lider “eylemlerinde vekişilerarası ilişkilerinde normatif uygunluk dâhilinde yönetim sergileyen; izleyicilerle iki yönlü iletişimi pekiştirmeyi ve ahlaki düşünce yapısını teşvik eden bir liderlik yaklaşımı” şeklinde Brown,Trevino ve Harrison tarafından literatüre kazandırılmıştır. Brown, Trevino ve Harrison’ın etik liderlik tanımında “liderin normatif uygunluk çerçevesinde davranışlar sergilemesi”, lider davranışının dürüstlük, güvenirlik, tarafsızlık, adalet gibi özellikleri vurgulayarak liderin güvenilir bir rol model olmasını ifade etmektedir. Tanımın diğer boyutu ise liderin izleyici davranışlarını etkilemesi üzerine temellendirilmiştir. Böylece etik lider sadece etik davranışlar sergilemekle kalmamakta; aynı zamanda iletişim araçları kullanarak bu davranışların izleyiciler tarafından benimsenmesini de sağlamaktadır. Pekiştirme veya güçlendirmeye dayanan bu davranış, etik standartlar çerçevesinde faaliyetlerini şekillendiren izleyicilerin ödüllendirilmesi ve uymayanların cezalandırması esasına dayanmaktadır (Brown, Trevino, Harrison, 2005).

Kaynak: Etik Liderlik ve Örgütsel Vatandaşlık Davranışı İlişkisinde Örgütsel Özdeşleşmenin Aracılık Etkisi ve Bir Uygulama, Deniz Palalar Alkan, F. Şebnem Arıkboğa, Yönetim ve Ekonomi, Yıl:2017 Cilt:24 Sayı:2

Makalenin tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.