İmaj Oluşturma Süreci

Sosyal psikolojinin ana çalışma sahası olan tutum ve imajlar, insanların sosyal deneyimleri ile şekillenmektedir. İmaja yönelik oluşturulan duygu, düşünce ve inançlar belli bir bileşimin ortak bir çatı altında işlenmesi ile oluşmaktadır. Bilişsel, duygusal ve davranışsal özellikler imajın insan zihninde işlenmesi sürecinde veri kaynakları olarak değerlendirilmekte ve ortaya çıkan sonuç imaja yönelik genel eğilimi ifade etmektedir (Aronson, Wilson ve Akert, 2012: 357-358). İmajın oluşması insanların imaja konu olan şeye ilişkin olarak bilgi edinmesi ile başlamaktadır. Zihinde işlenen bilginin objektif ya da subjektif olmasının bir önemi yoktur. İmajın insan davranışlarına kaynaklık etmesi ancak belli bir işleme sürecinin sonunda imaja ilişkin genel yargıya varılması ile oluşur (Tolungüç, 1992: 11).

Bu nedenle ekonomik açıdan imaj oluşturmak isteyen kişi ya da kurumlar öncelikle imaja kaynak oluşturacak verilerin bireylere sunulmasına çaba harcamaktadır. İmaja yönelik kimlik oluşturulması insanların zihinlerinde istendik konumların oluşmasına yardımcı olur. Bu nedenle imaj oluşumu öncelikle etkileşime dayanmaktadır. İnsanların çevre ile iletişimlerinde imajın oluşması bilinçli ya da bilinçsiz olmasına karşı gelişigüzel bir süreç değildir (Özalkuş, 1994: 153).

İnsanlar imaj oluşturmak için ilk izlenimlerinden yararlanmaktadır. Zaman içinde kurulan iletişimin yoğunluğu ve bilgi düzeyi ile birlikte izlenimlerinde değişmesi mümkündür. İnsanların zihinsel çıkarım yaparak genelleştirme ile imajlara ulaşması imaj oluşturduğu konu hakkında düşüncelerini belirlemektedir (Bulduklu, 2015: 22). Bir izlenim veya genel bir düşünce olarak tanımlanan imajın oluşmasını sağlayan faktörler üç ana başlık altında incelenebilir. Bunlardan birincisi olan bilgi düzeyi imaja kaynaklık edecek bilgiye ulaşılması ile oluşturulur. Bilginin az ya da çok olması imaja yönelik sürecin sağlıklı işlemesine yardımcı olur. İmaj oluşumunu etkileyen ikinci faktör ise insanların zihinlerinde oluşturdukları yargılardır. Yargı, bireylerin belli bir konu hakkındaki genel değerlendirmesini içermektedir (Bakan, 2005: 12).

Günümüzde imajın yönlendirilmesi ya da yeni baştan tasarlanarak inşa edilmesi de önemli bir çalışma alanıdır. Özellikle reklamlarda amaçlanan imaj oluşturma istendik ve uygun izlenimi oluşturmayı ve insanların tutum ve davranışlarını yönlendirmeyi amaçlamaktadır. İmajın oluşum şekilleri birbirinden farklılık göstermektedir. Bu imaj oluşum şekilleri aşağıda özetlenmiştir (Fidan, 2013: 65):

  • Kazara: İmajın oluşmasında özel bir gayret ya da bilinçli bir yönlendirme olmadan kendi kendine oluşması,
  • Ün Yoluyla: Konu, olgu ya da insanların sahip olduğu sosyal statü ya da itibar nedeniyle bireylerin zihinlerinde değerli olarak algılanması ve ünlenmesi ile oluşması,
  • Şekil Yoluyla: Bu yol ile imajın oluşması taklit etmeyi sağlayacak bir özellikler dizisinden kaynaklanmaktadır. Bireylerin tutum ve davranışları, giyim şekilleri, hayata yönelik yaklaşımları şekil yoluyla imaj oluşturabilir,
  • Deneyim Yoluyla: İnsanların yaşam içinde deneyimledikleri ve bu deneyimlere karşılık zihinlerinde oluşturdukları izlenimler imaj oluşmasına yardımcı olmaktadır.

İnsanların imajın oluşması için ilk izlenimlerinin önemli bir etkisi bulunmaktadır. İlk izlenimde elde edilen bilgiler imajın alt yapısını oluşturmaktadır. Ancak, imajın oluşmasında iletişim biçimi, bireylerin ihtiyaç ve beklentileri, tutum ve davranışlardaki tutarlılık önemli faktörler arasında sayılabilir. Genel görüntü olarak tanımlanan bütün özelliklerin insanların zihinlerinde anlam oluşturması için imaja yönelik olarak tutarlı bir bilgi akışı da olması gerekmektedir (Tran vd. 2015: 102).

İmajın insan zihninde oluşması belli bir işleme süreci ile gerçekleşirken etkileşim imajın sürekli olarak yenilenmesine neden olmaktadır. Kişi, kurum ya da olaya özgü gerçekliğin zihinde soyut ve genel bir tanımlamaya dönüşmesinde yorumlama da önemli bir özelliktir. İnsanların zihinlerinde aynı “şeye” yönelik farklı imajların oluşmasında yorumlama şekli farklılığın oluşmasını sağlamaktadır (Bulduklu, 2015: 14). İmajın oluşmasında gerçeklik ile ilgisi bulunmayabilir. Yalnız izlenimler ve çıkarımlar ile objeye yönelik gerçeklik çarpıtılabilir ya da yanlış bir şekilde yorumlanabilir. Bu nedenle, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bireyin genelleştirilmiş bir imaj algısı bulunmaktadır (Sarıoğlu Uğur ve Uğur, 2015: 1286).

Kaynak: Öğretmenlerin Mesleki İmajlarının İş Doyumlarına Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, 2019: Hüseyin Onur Cansız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.