Gevşek Yapılı Sistemler

 

Eğitim örgütlerinin çok yönlü ve karmaşık bir yapıya sahip olması sistem yaklaşımını gerekli kılmıştır. Eğitim örgütü ve eğitimci hızla değişen politik ve ekonomik değişikliklere cevap verebilecek bir yapıda olmalıdır. Eğitim örgütleri, örgüt sosyolojisi ve örgüt psikolojisindeki değişiklikleri içerdiğinden, parçaların bütüne anlamlı katkısının eş güdümlenmesini de gerekli görmektedir. Aksi halde değişim ve gelişimin gerisinde kalan eğitim örgütleri kapalı/katı sistemler olarak, ilişkilerin anlamlılaştırılmadığı bir yapı sergilerler.

Sistem Kuramı, örgüte, yapısı, yönetimi, iş göreni ve tüm alt sistemleri ile bir bütün olarak bakılması görüşünü getirmiştir (Başaran, 1991: 18). Bu anlayış birçok değişkenin birbiriyle etkileşimini ve çevreyi de dikkate alarak ortak amacın etkili gerçekleştirilmesine katkıyı artırmayı hedefler. Erdoğan’a göre (1983: 44) bu yaklaşım aynı amaç etrafında toplanmış ve amaca uygun olarak uyum sağlamış alt sistemlerin bütünleşmesidir. İnsan vücudunun analizinde birbirinden bağımsız olan sistemlerin, bağımsız olarak çalışmalarına rağmen, bedensel faaliyetin tamlığı için bu alt sistemlerin her birinin görevini tam olarak yerine getirmesi sistem anlayışının özüdür. Bu anlayış örgüte uygulandığında da her alt sistemin kendi içerisinde etkili olarak çalışması sistemin bütünlüğü ve anlamlı faaliyeti için gerekli olabilir.

Eğitim örgütleri, diğer örgütlere göre sistemin bağımlı değişkeni durumundadır. Okulun açık sistem özelliği gösteriyor olması sürekli çeşitli olayların olmasına neden olur. Öğretmen, öğrenci ve yöneticiler davranışları ile birbirlerini etkilerler. Bu etkileme toplumsal kurumlarla okul arasında da görülür. Okul örgütü de uzun dönemde toplumsal kurumları etkiler.

Bursalıoğlu (1997:67)’na göre, eğitim bireyi sosyalleştirecek, bilinçli vatandaş durumuna getirecek en iyi üretici ve tüketici durumuna çıkaracaktır. Bu nedenle eğitim sistemi, sosyal, politik, ekonomik sistemlerin ihtiyaçlarına dönük olmak ve ona göre değişmek zorundadır. Çünkü eğitim sistemi biyolojik ve fizyolojik sistemler gibi sınırlı değildir.

Okul ile toplumsal sistemler arasında kurulacak yalan bir ilişki, okutun sürekli kontrol altında tutulmasına, aksayan yünlerin düzeltilmesine yardımcı olur. Okulun bir sistem olarak düşünülüp yönetilmesi gerekir. Sistem yaklaşımının okul örgütüne faydalarını, sistem yaklaşımının yararlarını sıralayarak ifade edebiliriz. Koçel’e göre (1989) sistem yaklaşımının faydaları şunlardır:

  1. Sistem yaklaşımı ile yönetici görevini dar bir şekilde yalnızca kendi görevleri açısından yorumlamaktan kurtularak, kendi alt sistemine bağlı ve ilişki içinde bulunduğu diğer alt sistemleri ve çevre koşullarını dikkate almasını sağlar.
  2. Sistem yaklaşımı yöneticiye, kendi alt sistemlerinin amaçları, parçası ve bağlı olduğu daha geniş bir sistemin amaçları ile ilişkilendirme fırsatı vermiştir.
  3. Sistem yaklaşımı yöneticiye örgüt yapısını, alt sistemlerin amaçlarıyla uyumlu bir şekilde bütünleştirme olanağı sağlamıştır.
  4. Sistem yaklaşımı son olarak yöneticiye alt sistemleri değerlendirirken bu sistemlerin ana sisteme yaptıkları katkıyı saptama fırsat vermiştir.

Bu ifadeler olayları bir bütün olarak görme, çok yönlü ve çok değişkenli durumları dikkate alma imkanını yaratabilir. Sistem yaklaşımı bütünün parçalarının toplamından daha anlamlı olduğunu vurgular.

Bunun yanında sistem yaklaşımının eleştirilen yanları da vardır. İyi yetişmiş uzman personele ihtiyaç duyması, sistem yaklaşımının geleneksel örgüt yapısını değiştirmesi, iyi bir iletişim ağının kurulmasını gerekli görmesi, eş güdümlemenin en üst düzeyde gerçekleştirilmesinin gerekiyor olması, sistem yaklaşımının olumsuz yanları olarak gösterilmektedir (Tortop ve diğerleri, 1993: 243).

Eğitim örgütlerinde sistem yaklaşımını uygulamak, değişimi yakalayacak ve yönetecek, yeni kavram ve düşüncelere açık, vizyon sahibi yönetici ve öğretmenler sayesinde ancak mümkün olabilir. Böyle bir ilişki ağının okullarda esnek olması ve katı kurallardan uzak değişime açık olması beklenir. Her sistemin alt sistemleri vardır. Alt sistemler genel işleyişe katkıda bulunurlar. Bu görevi üstlenirken çoğu zaman üst sistemlerin bilgisi ve denetiminden bağımsız hareket etmek zorunda kalırlar. Okullar Milli Eğitim Müdürlüğünün emirlerini yasal mevzuata uygun olarak yerine getirmeye çalışırlarken, örneğin ders dağıtım çizelgelerinin hazırlanması, zümre öğretmenler toplantılarının gündem maddelerinin belirlenmesi, okul gelişim yönetim ekibinin okul gelişimi için kararlar alması konularında oldukça bağımsız hareket edebilirler.

Weick tarafından kavramlaştırılan, okulların tanımlanmasında kullanılan Gevşek Yapıtı Sistemler Modeli, okullarda iş ve işlemlerin yapılmasında çalışanların davranışlarının nasıl olabileceğini açıklamaya çalışıyor. Sistem bütünlüğü içerisinde gevşek yapılılık işlevsel bir bağlantının adıdır. Okullardaki kültürlerin değiştiği bir gerçektir. Öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin beklentileri zaman içerisinde sürekli değişiyor. Bu yüzyılda mekanik, bürokratik ve endüstriyel modeller, öğretmenin rol doğasını açıklamada yetersiz kalabiliyor. Weick tarafından önerilen gevşek yapılı model okul içinde olup biten şeylere yeniden bir değer biçiyor (Lack, 1999)

Weick’e göre; okullar endüstriyel veya ticari girişimler gibi açık, sade ve belli bir döngüde davranamazlar. Gevşek yapılı sistemler genellikle “işlevsel bütünlük” esasına dayalı olarak çalışır (Lack, 1999). Weick, Mayer ve Rowan, gevşek yapılı sistemlerde gevşek yapılılığın sınırsız olmadığım vurgularlar. Teknik ussallıktan daha farklı bir mantığa göre sistemlerde bağlılık söz konusudur. Hiyerarşik roller arasında açık bir bağlantı yoktur (Rudney, 2002). Eğitim örgütleri için gevşek yapılı olma özellikleri konuşuldukça, eğitim sistemleri bürokratik davranışları uzaklaşmaya başlamışlardır. Örgütsel analizde bürokrasi çok karmaşıktır. Çoğu insan kuralları rasyonel olarak izleyemez. Gevşek yapılı sistem düşüncesi birokrasiden sapma olarak algılanır (Roven, 2002).

Weick’e göre eğitim kurumlan olan okullar, diğer örgütler gibi yönetilemez, örneğin, sıkı kontrol, bozulan işleyişin hemen düzeltilmesi, iş betimlemeleri yapmak, problemlere çözüm getirmek için rutin geliştirmek, emir vermek, plan yapmak mümkün değildir.

Bunun nedeni diğer örgütlerdeki yönetim sayıltılarının eğitim kurumları için geçerli olmadığıdır Bu sayıtlılar:

  1. Rasyonel olarak çalışan insanlara sahip olması,
  2. Bilginin etkili bir şekilde yayını!
  3. Kendini kontrol eden bir düzenin olması, problem ve çözümleri kestirme olanağının bulunması (Lack, 1999; Weick, 1976)

Eğitim örgütleri çevresindeki sağlık, mühendislik, işletme örgütleri gibi örgütlere, karşılıklı olarak bakıldığında bu örgütler arasındaki yönetim, denetim, çalışma, değişme gibi süreçlerin eğitim örgütlerinden oldukça faklı tarzlarda yapılaştığı ve çalıştığı görülebilir.

Okullarda öğretmenler belli bir dersin programıyla, belli zaman dilimi içinde ve seçilmiş bir mekânda kendi duygularıyla öğrenme-öğretme etkinliğini gerçekleştirmekle görevlidirler. Dersler arası ilişkiler ve zümre çalışmalarıyla bütünsel olarak bir okul ortamı düzenlenmeye çalışılsa da her zaman verimli bir düzenleme imkanı sağlanamayabilir. Başar’a göre (1995:8) öğretmenin fiziksel, zihinsel, psikolojik özellikleri, gereksinimleri, yeterlikleri ve bunların yansımaları, öğrenciler için konan amaçlara ulaşmayı çeşitli derecelerde etkilemektedir. Bununla birlikte bu özelliklerden değerlendirme boyutunda etkilenir ki, bu durumda performansı belli kriterlere göre ölçmek zorlaşır.

Eğitim amaçlarının gerçekleşmesinde bireysel duygu farklılıkları, bağlı etkileşim durumlarının yetersizliği, amaçların gerçekleştirilmesini optimum düzeye getiremeyebilir. Her öğretmenin kendine uygun yöntemi seçmesi veya kendisini belli bir yöntem/yöntemlerde başarılı bulması, kendine göre tekli/çoklu değerlendirme yöntem ve tekniklerini seçmesi ve kullanması araçlar üzerinde fikir birliğini düşürebilir. Ancak okulda işletmecilik benzeri etkinlikler diğer örgütler gibi yönetilebilir. Kantinin kiraya verilmesi, okul bahçesinin otopark olarak işletilmesi, internet odasının işletilmesi bunlardan bazılarıdır. Bu birimlerin işletilmesi doğası gereği mekaniktir ve belli kriterlere göre işletilebilir.

Okulların her birim ya da bölümünde yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler, hizmetliler, veliler bağımsız olarak hareket ediyor gibi görünürler. Aslında gerçekte de böyledir. Ancak tam bir bağımsızlık mümkün değildir. Okuldaki her iş ve işlem birbirini etkiler ve yönetir. Bu yönetimin sorumluluğu sadece okul müdürünün omuzlarında değildir. Her birim kendi sorumluluk alanında belli sorumlulukları yüklenir. Her birim bağımsız ve bağlı olmak durumundadır. Okulları bu gözle görmediğimiz sürece onları anlamada ve çözümlemede yetersiz kalabiliriz.

Makalenin tam metnini okumak için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.