Metin tasarımı

“Eğitim” Kavramının “Yönetim” Bilimine Girişi

10/08/2017

“Eğitim yönetimi alanındaki ilk terimlerin Roma kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. Okul müdürü, eğitim müdürü, müfettiş, teftiş, yetki ve sorumluluk gibi terimler bunlar arasındadır. Yönetim teriminin kesin anlamlı ve yüksek frekanslı kullanılması da bu çağı izlemektedir. Romalılar okul yöneticiliğini önemsemiş ve geliştirmiştir. Okul müdürleri öğrencilerini yalnız okul içinde değil, dışında da izlerlerdi. Sekreterleri öğrencilerini yalnız okul içinde değil, dışında da izlerlerdi. Sekreterleri aracılığıyla yaptıkları bu izlemede, öğrencilerin ibadet ettikleri yerlerin, girip çıktıkları lokallerin durumlarını kontrol ettirirlerdi. Fakat okul yöneticilerinin ücretli öğretmenlerden farklı değildi ve özellikle emeklilik gelirleri çok yetersizdi. Hindistan’da her ilkokulda bir monitör bulunur ve bir tür yöneticilik görevi yapardı. İsrail’de her okuldaki öğrenci sayısı 40’ı geçtiği zaman bir direktör tayin edilirdi. Bilimsel yönetimin eğitime girişi, yirminci yüzyılın başlarında işletme ilkelerinin okula uygulaması ile gerçekleşti. Bu ilkelerden çok etkilenen okul yöneticileri, onların bütün eğitim problemlerini çözebileceğine inanır oldular. Böylece, verime dönük okul yönetimi modası başladı. Hawthorne araştırmalarının açtığı çığırla, okul yönetiminde verim etkeni ağırlığını kaybetti ve bu yönetimde insan ilişkileri kavramına da yer verildi. Böylece okul yönetimine sosyal sistem açısından bakıldı ve okul yöneticiliğinde sosyal bilimler ağır basmaya başladı.

Bizim eğitim tarihimizde okul yöneticiliğinin pek eski olmadığı görülmektedir. Bürokratların eğitimine önem veren II’nci Mahmud çağında açılan Mektebi Maarifi Adliye’nin başına İmamzade Esat Efendi getirilmiş ve kendisine “Nazır” ünvanı verilmiştir. Bu terimin okul müdürü karşılığında kullanıldığı, adı geçenin hazırladığı lâyihadan anlaşılmaktadır. O çağda devlete gelir sağlayan ve masraf yapan yetkili memurlara nazır denildiğinden, bu kelimenin bakan anlamında kullanılmadığı görülmektedir. Nitekim adı geçen okulun tarihçesinde, nazırın görevleri sayılırken, bazen müdür teriminin kullanıldığı da olmuştur. Başka eğitim örgütlerinde de müdür yerine nazır teriminin kullanılmasının, okul yöneticiliğine önem verme ve okul yöneticisinin statüsünü yükseltme amacını güttüğü anlaşılmaktadır. 1848’de açılan ilk öğretmen okulumuz Darülmuallimini Rüşdi’nin başına, müdür ünvanı ile Cevdet Efendi getirilmiştir. Böylece eğitim düzenimizde okul yöneticiliğine yer verilmiş ve eğitimde yöneticilik sınıfının, bugün bile eğitime ilişkin mevzuat içinde resmen kurulmadığı ve tanınmadığı da bir gerçektir.

Eğitimde yöneticiliğin meslekleşme ve kurumsallaşmasına en büyük engel, öğretmenlik ve yöneticilik görevleri ve değerlerinin karıştırılması olmuştur. Bu karışma öğretmen-yönetici tipinin doğmasına ve aynı kişinin değişik iki değer sisteminin gerektirdiği rolleri oynamasına yol açmıştır. Bu rollerin aykırı düştüğü durumlarda meydana gelen rol çatışmaları, eğitim yöneticisin gücünü azaltmış, yıpranmasını artırmıştır. Öğretmen-yönetici tipi, merkeziyetçi eğitim sistemlerinin çoğunda bulunmaktadır. Eğitim yöneticiliği öğretmenliğe ek bir görev olmaktan kurtarılmadıkça, böyle sistemlerin etkisi ve veriminde yükselme görülmeyecektir. Eğitim yöneticileri yöneticilik mesleğinin gereklerine göre yetiştirilip geliştirilmedikçe, bu verimi artırmak amacıyla yapılan model ve yapı değişmeleri de başarılı olmayacaktır. Çünkü örgüt ve yönetim dengesi, bir dereceye kadar, model ve insan dengesine benzetilebilir. Bu paralellik, her ikisine de eşit ağırlık vermeyi zorunlu kılmaktadır.

Prof. Dr. Ziya Bursalıoğlu’nun, “Eğitim Yönetiminde Teori ve Uygulama” adlı yayınının 13. ve 14. sayfasından alıntılanmıştır.  –  Pegem Akademi, 12. Baskı

Yorum yapmak için tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir