Eğitim ve Yerel Yönetimler

Son günlerde tartışılan eğitim hizmetlerinin yerel yönetimlerle ortaklaşa yürütülmesi konusunda epey bir bilinmeyen mevcut. Bu konuda biraz daha tabloyu netleştirebilmesi adına önemli bir makaleyi paylaşmak istiyoruz:

Merkezden yönetim ve yerinden yönetim, yönetsel erk ya da karar verme yetkesinin (otoritesinin) büyük oranda merkezi yönetimin elinde olduğu tekçi (unitary) yönetim sisteminden, bu erk ya da yetkenin yerel yönetim ya da topluluklara verildiği bir yönetim sistemine uzanan doğrunun iki ucunu temsil etmektedirler. Ülkeler bu iki uçtan birine yakın olabilirler.

Yerelleşme ve merkezden yönetim ile ilgili olarak kavramsal sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle ayrıntılar ve sürecin adlandırılması konusunda farklı tanımlamalar gözlenmektedir. Bursalıoğlu, merkezden yönetimi “örgüt içindeki üst noktalarda yetkinin sistemli ve tutarlı bir biçimde saklanması ve kararların, kararın gerektirdiği işleri yapanlarca değil, onların üstündeki yöneticiler tarafından verilmesi” biçiminde tanımlamıştır.

Merkezden yönetim, bir ülkede merkez memurlarının daha geniş yetkilere sahip olduğu ve alt kademelerin yetkilerinin ve takdir haklarının azaldığı bir yönetim biçimidir. Yerinden yönetimde, yerel örgütler ve bunların memurları’ merkez örgütlerinden emir almazlar. Merkezin belirli sınırlar içinde denetleme yetkileri vardır. Yerel örgütlerin ayrı bütçeleri vardır. Kararlarını kendileri alırlar.

Yerinden yönetimi, yerel nitelikteki kamu hizmet ve etkinlikleri ile teknik hizmet ve etkinliklerin bazılarının merkezi yönetimden alınarak ayrı kamu tüzel kişilerine verilmesi, biçiminde tanımlamakta ve yerinden yönetimin anayasa ve yasalardan doğduğunu, yasalarla verilen derecede kendine yeterlik ve serbestlik anlamına gelen özerkliği gerektirdiğini belirtmektedir.

Yerelleşmenin ne anlama geldiğinin bilindiğini, ancak tanımlamalarda sorunlar çıktığını ileri süren Bray, yerelleşmeyi, karar verme yetkisinin üst düzeyden daha alt düzeye aktarılması biçiminde tanımlamıştır.

Brown, yerelleşmenin siyasal ve örgütsel olarak iki biçimde incelendiğini belirtiyor. Siyasal yerelleşmenin yarı bağımsız yerel denetimin bir biçimi, örgütsel yerelleşmenin ise merkez örgütünün yetkiyi örgüt hiyerarşisinin alt birimlerine aktarması, olarak tanımlıyor.

Başaran, eğitimde yerinden yönetimi, “eğitim siteminin girdilerine, işlemesine ve çıktılarına ilişkin tüm yönetsel kararların yerel yönetimlerce verilmesi” biçiminde tanımlamaktadır.

Keleş, yerel yönetim ya da yerinden yönetimi “adem-i merkeziyet (decentralazation) karşılığında kullanmıştır. Keleş’e göre, yönetimde “adem-i merkeziyet iki türülüdür; yetki genişliği (deconcentration) ve gerçek anlamda bir yerinden yönetim (devolution).

Ünüsan (1995: 31), Türkiye’de “adem-i merkeziyet kavramının yanlış anlaşıldığını ve yanlış yorumlandığını; yönetsel adem-i merkeziyetçilik (merkezin bazı görev ve yetkilerinin yerel yönetimlere verilmesi) ile siyasal adem-i merkeziyetçilik (federe devletlerin kurulması) kavramlarının karıştırıldığını belirtmiştir.

Devlet tüzel kişiliğinde toplanan, tüm hizmetlerin tek bir merkezden ve merkez hiyerarşisine bağlı organlar eliyle yürütülmesini öngören merkezden yönetim sisteminde, merkez yasama, yürütme ve yargıya ilişkin tüm kararları almak ve uygulamak yetkisine sahiptir.

TOBB Özel ihtisas Komisyonu Raporunda merkezden yönetim, “devlet adı verilen tüzel kişilik içinde, karar alma, emir verme ve uygulama yetkisinin devletin merkezinde toplanması” biçiminde tanımlanmaktadır.

Eğitimin Yerinden Yönetimi adlı yazımıza göz gezdirebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.