Egitimyonetimi.org satışa sunulmuştur. İletişime geçmek için tıklayınız

Değer Kavramı

Kavramlar, Ders Notları • 6 ay önce

Değer Nedir?

Değer kavramı, felsefe, psikoloji, sosyoloji ve yönetim gibi alanların pek çoğunda kullanılmaktadır. Değer kavramına dair bugüne dek pek çok bilimsel ve felsefi açıklama getirilse de tam olarak tüm tanımların sabit bir noktada değerlendirilebilmesi problemli olmuştur. Bunun sebebi ise öznelliği yüksek bir alan olması ve objektif temele dayandırılmasının zor olmasıdır.

Teorisyenlerin önemli bir kısmı değer kavramını, diğer kavramlarla ilişkilendirerek açıklamayı hedeflemişlerdir. Antropoloji, psikoloji, sosyoloji, eğitim ve felsefe gibi bilim alanlarında olduğu gibi farklı disiplinleri de içermesi yönünden karmaşık bir yapı içermesi sebebiyle, çok yönlü ve karmaşık bir özellik taşımaktadır.

Bir çok bilim dalı “değer” kavramının kendi alanıyla ilgili kısmına odaklanmış ve dışında kalan kısımları göz ardı etmiştir. Bu sebepledir ki tüm bilimcilerin ortak bakış açısı geliştirebileceği bir odak oluşturulamamıştır.

Değer kavramı “teğmek” sözcüğünden türemiştir. Zamanla anlam farklılaşması yoluyla bir nesnenin, aracın karşılığı, ederi anlamlarına gelmiştir. Bu sebeple bir nesneyi/aracı “değerli” yahut “değersiz” olarak tanımlayabilmenin yolunu açmıştır. Değer kavramı, bir unsurun kıymetini ölçmeye yarayan soyut bir ölçü, bir karşılık ve kıymettir. Diğer bir tanımla ise: bir nesnenin, işlemin, fikrin veya eylemin örgüt içerisinde taşıdığı, önemliliği ölçümleyen nitelik ve niceliktir.

Değer kavramı, G. Marshall’ın Sosyoloji Sözlüğü’nde farklı anlamlar yüklenebilen bir kavram olarak görülmektedir. Marshall’a göre tutum araştırmasında, değereler insanların etik ya da uygun davranışları hakkında, doğruyu ve yanlışı, istenilir ve istenilmez olanı belirleme noktasında fikirleri gösterir.

“Değer” kavramına dair farklı disiplinler ve farklı bakış açılarıyla değerlendirme yapıldığında çok farklı tanımlamalar yapıldığı görülmektedir. Buna karşılık bu farklı yaklaşımlardan ortaya çıkan ortak noktalar, işlev ve hedefler noktasında yoğunlaşmaktadır. Değer kavramı üzerine düşünenlerin üzerine yoğunlaştığı diğer noktalar ise “tercih” ve “öncelik” olarak görülmektedir.

Rokeach’ın bakış açısına göre her birey belli bir değerler sisteminden etkilenir. Dolayısıyla değerler; ulaşılmak üzere tercih edilen değerler ve bu değerlere ulaşma noktasındaki yöntem ve metotlarla ilgili inançlardır. Rokeach, değer tanımı yapabilmek için yaşam değerlerinin doğasıyla ilgili beş varsayıma dikkat çekmiştir.

  • Birey için sahip olunan temel değerlerin az sayıda oluşu,
  • Kişilerin aynı değerlere sahip oldukları halde her zaman bunları uygulama tercihlerindeki farklılık,
  • Belirgin bir sınıflamada değerlerin bir değerler kümesi oluşturması,
  • Birey tarafından edinilmiş değerlerin; içinde yaşadığı kültür, kurum, otorite ve bireylerin kişiliğinin tezahürü olması
  • Değerlerin birey ve toplum yaşamında taşıdığı önemden dolayı onlar, sosyal bilimlerin ortaya çıkarmak ve algılamak üzere ilgilendikleri hemen bütün olgularda açıkça gözlenebilir olması şeklinde sıralanabilir.
    Nitekim bu varsayımlar da değerlerle ilgili tüm çalışmaların özünü oluşturmuştur.

Değer kavramı bir çok farklı anlamda kullanılmaktadır. Bunun dışında farklı varlık kategorileri içinde tercih edilmektedir. Bir yönüyle her varlık kategorisinin kendisine ait değerleri vardır. Biyolojik alanda sağlık, estetik alanında güzellik-çirkinlik, bilgi alanında doğru-yanlış, ahlaki alanda iyi ve kötü gibi bir çok farklı değer yargıları mevcuttur. Tüm bu tanımlamaların ışığında Avcı’ya göre değer kavramının tanımı şudur: “Bir toplum içerisinde veya bir inanç ve ideoloji içerisinde veya insanlar arasında kabul edilmiş, benimsenmiş ve yaşatılmakta olan toplumsal, insani, ideolojik veya ilahi kaynaklı her türlü görüş, düşünüş, davranış, kural ve kıymetlerdir.

Değerlerin Sınıflandırılması

Başlıca değerler; din, dil, ahlâk, hukuk, teknik, iktisat, fikir ve sanat gibi değerlerdir. Bu bakımdan değerler bize ilk başta farklı şekillerde görünür. Değerler üzerinde yapılan araştırmaları etkili bir biçimde sürdürebilmek için birçok
sınıflandırma yapılmıştır: Nelson’a göre değerler; bireysel değerler, grup değerleri ve sosyal değerler olarak üçe
ayrılır:

Bireysel Değerler: Bireysel değerler seçim yapmada ve satın aldığımız ürünlerde, hobilerimizde olduğu gibi diğer kişisel tercihlerimizle ilişkilidir.
Grup Değerleri: Grup değerleri, belirli bir grubun üyeleri tarafından paylaşılan değerlerdir. Bu grup; aile, kulüp, dini ya da politik bir grup olabilir.
Sosyal Değerler: Sosyal değerler ise adalet, saygı, farklılık, eşitlik gibi değerlerdir ve bireyin mevcut toplumsal yapı içerisinde varlığını devam ettirmesine yarar.

Rokeach’a göre değerler: Temel değerler (Terminal) ve Araç değerler (Instrumental) olmak üzere iki gruba ayrılır. Bu değerleri de kendi aralarında bazı hususiyetlerine göre sınıflandırabilinir:

Temel Değerler: İstenilen nihai değerleri içerir. Özgürce seçim, erdem, eşitlik, başarı vb.
Araç Değerler: Temel değerlere ulaşmak için kullanılacak davranışlardır. Sorumluluk, cesaret, gerçeklik, tutku vb.

Spranger ise değerleri altı temel grupta sınıflandırmıştır. Bunlar: estetik, teorik (bilimsel), ekonomik, siyasi, sosyal ve dini değerlerdir. Bu değer grupları daha sonraki yıllarda Alport ve arkadaşları tarafından bir ölçek şekline getirilmiştir:

Bilimsel Değerler: Gerçeğe, bilgiye, muhakemeye ve eleştirel düşünce önemlidir. Bilimsel değerleri olan insan deneysel, eleştirici, akılcı ve entelektüel olarak kabul edilir.
Ekonomik Değerler: Yararlı ve işlevsel olana önem verir. Ekonomik değerlerin hayatta önemsenmesi gereklidir.
Estetik Değerler: Simetri, uyum önemlidir. Birey hayatı olayların bir çeşitliliği olarak algılar. Sanatın toplum için zorunluluk olduğu kabul edilir.
Sosyal Değerler: Başkalarını sevme, yardım olma, bencil olmamak esastır. En yüksek değer insana olan sevgidir. Bu insan sevgisini insanlara sunar. Nazik ve sempatiktir.
Politik Değerler: Her şeyin üstünde kişisel güç, etki ve ün vardır. Esas olarak güçle ilgilidir.
Dini Değerler: Evreni bir bütün olarak kavrar ve kendisini onun bütünlüğüne bağlar. Dini uğrunda dünyevi ihtiyaçlardan vaz geçer.

Schwartz ise değerleri; bireysel ve kültürel olmak üzere, iki bölümde inceler. Bireysel düzeydeki incelemelerde değerler, kişilerin yaşantılarını yönlendirmedeki önemlerine göre sınıflandırılırlar. Değerlerin kültürel düzeyde incelenmesinde, toplumun genelinde paylaşılan ve toplumsal normlara dayanan soyut fikirlere ilişkin bilgi üretmek
amaçlanmaktadır. Kültürel düzeydeki inceleme birimi kültürel grubun (ulus, etnik grup) kendisidir. Bu iki düzey arasındaki ayırımın nedeni, bireysel düzeyde kişiyi yönlendiren değerler arasındaki güdüsel ilişkilerin kültürel düzeyde aynı özellikleri sergilememesi olasılığının bulunmasıdır.

Toplumsal kültürün; fertlerin değer yargılarının toplum hayatını yönlendirmesi, ya da mevcut toplum değerlerinin bireylere aktarılması ile oluşturulabilir. Ailede başlayan değerler eğitimi, okullar aracılığı ile temel değerlerin sistemli bir şekilde öğrencilere kazandırılması ile devam eder. Toplumsal değişmenin önemli etkenlerinden olan eğitim sistemi dolayısıyla okullar bu değişimi sistemli ve bilinçli olarak gerçekleştirmek için uğraşır. Her toplum, eğitimin ilk aşamasından başlayarak bireylerine toplumsal değerlerini kendi eğitim sisteminin özelliklerine göre aktarmaya çalışır.
Günümüz dünyasında eğitimden beklenen, toplumun sahip olduğu değerlerini geliştirerek çağı yakalamasında üzerine düşen görevi yerine getirmesidir.

Değerlerin Özellikleri

Değerler birbirlerini etkilediği gibi aynı zamanda birbirlerinden etkilenen özelliğe sahiptir. Bu bakımdan da, sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşmak, merhamet, yardımseverlik gibi değerleri birbirlerinden ayrı düşünmek doğru olmadığı gibi, her değerin kendi arasında bir ilişki söz konusudur ve değerler arasına kesin çizgilerin çizilmesi de mümkün değildir.

Değerler kişilerin bilişsel kurgulamalarının başlıca unsurlarıdır. Değerler arasında bir ahengin oluşması, beraberinde kişinin çevreye uyumunu doğurur. Dolayısıyla bireylerin topluma uyumları ve sergiledikleri davranışlar arasında bir
tutarlılık söz konusu olabilmektedir. Şen, değerlerin sahip oldukları özellikleri, şu şekilde sıralamaktadır:

  • Değerler durağan değildirler. Her ne kadar değişkenlik özellikleri olsa da, değerlerdeki değişim aniden değil, zaman içerisinde yavaş yavaş oluşmaktadır.
  • Değerler kalıtımsal değildirler. Bir sonraki kuşağa sosyal rollerle öğrenilme suretiyle aktarılmaktadır.
  • Değerler; aileden, okuldan, öğretmenden, yakın çevreden, yazılı ve görsel materyallerden taklit ederek ya da model alma yolu ile öğrenilmektedir.
  • Değerler arasında bir üstünlük ve öncelik ilişkisi bulunmaktadır.

Yukarıda sayılan bu özelliklere göre, şöyle bir ilave yapmak da mümkündür. Değerlere ait bu üstünlük ve öncelikler, bireylere hatta toplumlara göre değişiklik gösterebilmektedir. Kimi kişilere ya da toplumlara göre “yardımseverlik” öncelikli bir değer iken, başka kişilere ya da toplumlara göre öncelikli değer olmayabilir.

Değerler ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında diğer özellikleri şöyle sıralanmıştır:

  • Değer inançtır. Ancak tümüyle somut, duygulardan arındırılmış, fikir niteliği taşımayıp, soyut ve bireyseldirler. Bir etkinlik kazandıklarında duygularla iç içe geçen bir hal alırlar.
  • Toplumun sosyal ihtiyaçlarını karşıladığına ve bireylerin iyiliği için olduğuna inanılan ölçütlerdir.
  • Sadece bilinç değil, duygu ve heyecanları da ilgilendiren yargılardır.
  • Değerler, bireyin bilincinde yer eden davranışı yönlendiren güdülerdir.
  •  Değerler, kişinin amaçlarıyla ve bu amaçlara ulaşmada etkili olan davranış biçimleriyle (paylaşım, yardımseverlik, saygı vb) ilişkilidirler.
  • Değerler, özgül eylem ve durumların üzerindedirler. Örneğin; itaatkârlık değeri, evde, işte, okulda ve tanımadığımız ilişkilerin tümünde geçerlidir. Bir değer sadece belli kişiler için geçerli değildir.
  • Değerler, davranışların, insanların ve olayların seçilmesini veya değişimini yönlendiren standartlardır.
  • Değerler aynı zamanda toplum ya da birey tarafından benimsenen birleştirici unsurlardır.
  • Değerler kişiye kendini aşma, yenileme imkânı kazandırır.

Değerlerin özelliklerinin yanı sıra sahip olduğu belli başlı fonksiyonlar, diğer adıyla işlevleri de bulunmaktadır.

Değerlerin İşlevi

Rokeach da değerlerin sınıflandırılmasından yola çıkarak, değerlerin işlevlerini belirlemiştir (1973). Değerlerin işlevleri şunlardır:

Değerlerin düzeltici/ayarlayıcı işlevi: McLaughlin’e göre düzenlemeye yönelik değerler, “sahte değerler”dir; çünkü grup baskıları için bir uyarlama yolu olarak birey tarafından desteklenirler. Elbette kişinin, kendisi ya da diğer insanlar için kötü bir biçimde, bir değere sahip olmayı kabul etmesi beklenemez. Kişi, bu değerleri öncelikle bilişsel olarak, sosyal ve kişisel olarak daha savunulabilir olan değerlere dönüştürmelidir.

Değerlerin ego koruyucu işlevi: Psikoanalitik teori, değerlerin tutumlar gibi benlik koruyucu gereksinimlere hizmet edebileceğini ileri sürer. Tüm araç ve amaç değerlere, ego koruyucu işlevlere hizmet etmek için başvurulabilir; fakat diğer yandan tek bir değerin bu işlevi gördüğü söylenemez. Temizlik, kibarlık gibi davranış tarzları ile aile ve ulus güvenliği olarak son durumların özellikle ego savunması için yardımcı olduğu vurgulanmaktadır.

Değerlerin bilgi veya kendini gerçekleştirme işlevi: Katz, bilgi işlevini şöyle tanımlamıştır: Anlam için araştırma, anlama gereksinimi, algının daha iyi organizasyonuna doğru eğilim ve açıklık ile tutarlık sağlamak için inanç. Araç ve amaç değerler de, açık veya gizli olarak, kendini gerçekleştirme işlevini de içlerine alırlar. Böylece insanlar erdem, başarı algısı gibi son durumlar ile bağımsız, tutarlı ve yeterli olarak davranış tarzlarına önem verirler.

Değer Teorileri

Graves’in Değer Teorisi

Graves , insanın değerlerini ve yaşam biçimlerini varoluşçu bir yaklaşımla ele alır ve hiyerarşik bir düzenlemeye indirger. Ona göre, insanın doğası açık bir sistemdir. İnsanın yapısı sabit bir düzeyden diğerine sıçrayarak gelişir ve
insanın bütün psikolojisi yeni bir sabit düzeye her geçişinde yeni bir biçim alır, bu nedenle değerler sistemden sisteme farklılık gösterir. Graves (1970) hiyerarşik sistemde her başarı durumunu, bir denge durumu olarak açıklamakta ve denge durumuna ulaşan bireyin, hiyerarşinin bir üst basamağına geçeceğini savunmaktadır. Denge durumlarına ait psikolojik nitelikler bulunur ve bu nitelikler her denge durumunun kendine özgüdür. Bir denge durumuna ait duygulanım, güdü, değerler, düşünce ve tercihler mevcuttur. Düzey değiştiğinde bireyin karşılaştığı yeni düzeye ait olma aşaması, bireyin yeni duruma uyumunu sağlayacak yeni değerleri edinmesini sağlar.

Allport, Vernon ve Lindzey’in Değer Teorisi

Allport, Vernon ve Lindzey, değerler sisteminin altı boyutunun olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunlar: Estetik, teorik, ekonomik, siyasi, sosyal ve dinî değerlerdir. Her değer boyutu kendine özgü değerler içerir. Estetik değerlerde şekil ve ahenk önem arz ederken; teorik değerlerde gerçekliğe ulaşmak önemlidir. Teorik değerlerde en önemli kavramlar; muhakeme, gözlem, eleştiri ve rasyonel düşüncedir. Amaç bilgi edinimi ve bilginin düzenlenmesidir.

Ekonomik değerlerin ana kavramı ise fayda olarak belirlenmiştir. Siyasi değerlerde ağırlıklı olan kavram güçtür. Gücün kazanımı ve kullanılması bu değeri benimseyen bireylerin en temel amacı olarak gözlenir. Sosyal değerlerin temeli ise sevgiye dayanmaktadır. Bu alt boyutlar, insanın varlık alanları olarak kabul edilmektedir. Bu bakış açısına göre, her insanın kendine özgü kabul ettiği, önemsediği bir veya birden çok değer vardır ve bu değerler insanın yaşamını belirler. Bir birey için önemli olan değer, bir diğeri için aynı derecede önem arz etmeyebilir.

Rokeach’ın Değer Teorisi

Rokeach (1973) değerleri iki ana başlıkta toplamış, her bir başlık altında da on sekiz değer gruplamıştır. Ana değerleri, terminal ve araçsal olarak sınıflamıştır. Terminal değerler, hayatın amacını belirleyen ve buna hizmet eden değerler şeklinde açıklanabilir. Ona göre bir bireyin herhangi bir sosyal değerinde gerçekleşecek yükselme veya düşmenin diğer sosyal değerlerinde de yükselmeye veya düşmeye yol açacağını savunur. Aynı şekilde eğer bireyin bireysel değerinde bir yükselme veya düşme varsa bu diğer bireysel değerlerinin de yükselmesine ya da düşmesine neden
olur. Araçsal değerler, amaca ulaşmada kullanılan aracı değerlerdir.

Rokeach, araçsal değerleri de “ahlaki ve yeterlilik” olmak üzere ikiye ayırmıştır. Ahlaki değerler yaşamın amacıyla olmaktan çok davranış biçimleriyle ilintilidir. Özellikle de davranışın kötü ve yanlış olarak nitelendirilen sosyal boyutunu içerir. Yeterlilik değerleri ise sosyal olmaktan çok bireyseldir. Değerler insanda heyecan uyandırabilir ve bir değere karşı duygusal olarak yakınlık veya karşıtlık hissedilebilir ve bir durum karşısında bireyi harekete geçirebilir. Yani değerler, davranışlar üzerinde yönlendirici etkiye sahiptir. Değerler bireyin kendisini başkalarına ifade etmesinde etkin olduğu gibi, diğerlerini değerlendirme aracıdırlar. Değerler aynı zamanda birer karşılaştırma standartlarıdır.

Hofstede’nin Değer Teorisi:

Bireylerin davranışlarında hem bireyin kendisi hem de içinde bulunduğu durum etkilidir. Eğer bir bireyin zihinsel sistematiği ve içinde bulunduğu durum bilinirse, bireyin davranışı da kestirilebilir. Zihinsel sistematik fiziksel olarak bireyin beyin hücrelerinde kayıtlıdır. Ancak bu kodları doğrudan gözlemek mümkün değildir. Gözlenebilir olan ise bireyin sözleri ve davranışlarıdır. Sözler ve davranışlar bu sistematiğin son aşaması olup sistematiğin çözümlenmesini sağlar. Zihinsel sistematik, hem bireyin kendisine özgü hem de diğer bireylerinkine benzerdir. Bu durumu Hofstede, sistematiğin evrensellik, bireysellik ve kolektiflik özellikleriyle açıklar. Evrensellik, en az kendine özgü ama en temel özellik olarak belirlenir. Bütün insanlar için geçerli olan bu düzey, insanın genetik olarak sahip olduğu bir sistemdir. Gülmek ve ağlamak gibi davranışlar bu boyuta girer. Kolektiflik düzeyi ise insanların bir kısmı için aynıdır. O’na göre değerler, bireylerin ve toplumların özelliklerini ve kültürlerini belirler.

Ana Değerler: Tutku, eğlence
💬 Yorumlar