Bandura’nın Sosyal Biliş Kuramı

Sınıf Yönetimi, Eğitim Bilimleri • 1 ay önce

Bandura’nın Sosyal Biliş Kuramı bireylerarası dinamik ilişkiler üzerine kurulmuştur. Bireylerarası ilişkiler çevresel ve kalıtımsal değişkenleri içermekte ve bireylerin davranışlarını kapsamaktadır. Bu kuram, bireylerin yeterliklerine, özdüzenleme süreçlerine ve öz-yeterliğe odaklanmaktadır. Bandura’nın Sosyal Biliş Kuramı’nın dayandığı yedi temel ilke vardır (Bandura, 1986; Akt: Kaya, 2007). Bunlar;

  1. Karşılıklı Belirleyicilik (Reciprocal Determinism): Bireyin davranışı, çevre ve bireysel faktörler karşılıklı olarak birbirleriyle etkileşim halindedir. Bu etkileşimler bireyin sonraki davranışının şekillenmesinde etkilidir. Birbirini doğrudan ya da dolaylı etkileyen bu değişim sürecinde, davranış çevreyi, çevre ise davranışı değiştirebilir. Bu değişim süreklidir ve karşılıklıdır (Pajares, 1996).
  2. Sembolleştirme Kapasitesi (Symbolizing Capability): Bandura’ya göre insanlar dünya ile etkileşime girerken daha çok kendi bilişsel temsillerini kullanırlar ve bu yolla dünyayı daha sembolik görürler. Düşünebilme ve konuşabilme becerisiyle insanlar geçmiş ile geleceği birbirleriyle ilişkilendirebilmektedir.
  3. İleriyi Görme (Öngörü) Kapasitesi (Forethought Capability): İnsanlar geleceğe yönelik hedeflerini belirleyebilirler, geleceği planlayabilirler. Başkalarının kendilerine nasıl davranacakları konusunda akıl yürütebilirler.
  4. Dolaylı Öğrenme Kapasitesi (Vicarious Capability): İnsanlar özellikle de çocuklar, genellikle başkalarının davranışlarını ve davranışlarının sonuçlarını gözleyerek öğrenirler.
  5. Öz Düzenleme Kapasitesi (Self Regulation Capability): Sosyal Biliş Kuramına göre, insanlar kendi davranışlarını kontrol edebilme yetisine sahip olmalıdır. İnsanlar ne kadar çalışacaklarını, ne kadar uyuyacaklarını, neleri yiyip içeceklerini, ne kadar konuşacaklarını, toplumda nasıl davranacaklarını vb. pek çok davranışlarını kendileri
    kontrol edebilirler.
  6. Öz Yargılama Kapasitesi (Self Reflective Capability): İnsanlar kendileri ile ilgili düşünme, yargıda bulunma ve kendilerini yansıtma gücüne sahiptir. Bireyler, kendileri ile ilgili algıları fark ederler ve performanslarına bu algılarını yansıtarak bu konudaki yeterlilikleri hakkında bir yargıya varırlar.
  7. Öz-Yeterlik (Self Efficacy): Bandura, yetkinliği bir davranışı başarılı bir şekilde yapma kapasitesine ilişkin bireyin kendine yönelik algısı olarak tanımlamıştır (Bandura, 1995). Yani, bireyin gelecekte karşılaşacağı problem durumların altından ne derece kalkabileceğine ilişkin algısıdır. Bireyin kendi davranış yeteneğinin farkında olması, yönetebilmesi ve denetleyebilmesidir.

Diğer bir deyişle, Bandura’nın (1986), “Social Foundations of Thought and Action” adlı kitabında da vurguladığı üzere; bireylerin sahip olduğu bir “öz sistem” vardır. Hem bilişsel hem de duygusal yapıları barındıran bu sistem bireylerin duyguları, düşünceleri ve eylemlerine hâkim olmalarını sağlamaktadır.

Öz sistemin işleyişinde davranışların, bireysel faktörlerin ve çevrenin üçlü etkileşimi söz konusudur. Bu üçlü etkileşim bireyin motivasyonu ve farkındalığı üzerinde etkilidir. Bandura (2001), özyeterlik kavramını, bu öz sistemin bir parçası olarak ortaya çıkarmış ve bireyin davranışlarını sürdürebilmesinde ve motivasyonunu sağlamasında sistemin önemli bir parçası olarak tanımlamıştır.

Kaynak:

💬 Yorumlar
Yorumları Göster